Saçlardan Kirpik Nakli – Fue Tekniği Kirpik Ekimi

Yeni trend: Saçtan kirpik nakli!

Estetik uygulamalarda kullanılan son teknoloji “FUE” yöntemi ile kesi yapılmadan, kişinin kendi saç telinden kirpik ya da kaş ekimi yapılabiliyor.

Uygulama sonrasında, ömür boyu dökülmeyen, istenildiği gibi şekil verilen kaşlar elde ediliyor.
Hiçbir kesi işlemi yapılmadan uygulanan yöntem ile enfeksiyon riski ortadan kalkıyor. Uygulama sonrasında kişi, günlük yaşamına dönebiliyor.

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, son yıllarda en sık yapılan uygulamalar arasında uzun kaş ve kirpik estetiğinin yer aldığını söyledi.

Kirpiklere yapıştırılarak uygulanan takma kirpiklerin ömrünün bir-iki gün ile sınırlı kaldığını, kullanım sayısına bağlı olarak kolay deforme olduğunu belirten Tuncel, bu alanda son teknolojinin uygulandığı FUE (Foliküler ünite çıkartım) isimli yeni bir teknik ile kişinin kendi saç tellerinden kirpik ve kaş ekimi yapılabildiğini belirtti.

Söz konusu tekniğin, her iki cinste hipotiroidi olmak üzere hormonal bozukluklar, doğuştan ince ve seyrek yapılı kirpikleri olan kişilere uygulanabildiğini ifade eden Tuncel, hiç kesi olmadan yapılan ekim işlemi sonrasında doğal kirpik ya da kaşa sahip olunduğunu vurguladı. Tuncel, uygulama sonrasında saç telleri uzadığından ekilen kirpiklerin zaman zaman kesilmesi ve kirpik şekillendirici aletler ile biçimlendirilmesinin yeterli oluğunu söyledi.

Saç, kaş ve sakal ekiminde olduğu gibi kirpik ekimi sonrasında da kirpikler çıktıktan sonra yoğunlaştırmak için ikinci bir sıkılaştırma uygulamasının yapılabildiğini ifade eden Tuncel, sıkılaştırma işlemi sonrasında kirpik ya da kaşların boyanmasına bile gerek kalmadığını, sadece biçimlendirilmesinin estetik görünüm için yeterli olduğunu ifade etti.

ÖMÜR BOYU DÖKÜLMEYEN DOĞAL KİRPİKLER

FUE tekniği ile ense bölgesinden saç telleri, bu iş için özel olarak mikromotor (tur motoru) ile kullanılmak üzere tasarlanmış trepentine adı verilen silindirik içi boş ucu keskin 0.8-1 milimetre çaplı aletler ile çevresindeki ince bir deri dokusuyla birlikte bulunduğu yerden ayrılarak alınıyor. Bu şekilde toplanan saç telleri, yapılan planlamaya uygun olarak kirpiklerin açısı ile uyum sağlayacak biçimde göz kapağına paralel “implanter” adı verilen özel iğneler yardımıyla deride hiç bir kesi yapılmadan ekiliyor.

Köklerin yerine yerleştirilmesini takip eden 5-7 gün içerisinde, ekilen kökler yeni yerlerine adapte oluyor. Yeni kirpikler, ekildikleri bölgedeki kan damarları vasıtasıyla besleniyor ve canlılıklarını sürdürüyor. Bu şekilde ömür boyu dökülmeyen, istenildiği gibi şekil verilen doğal kirpikler elde ediliyor.

Kirpik ekimi esnasında kullanılan teknikler farlılıklar gösterebiliyor. Birden çok yöntem bulunuyor. Klasik yöntemde ekilecek yere kanal diye adlandırılan delikler açılıp, doğrudan ekim yapılırken, diğer bir yöntemde kirpik cildi cerrahi olarak kaldırılarak köklerin birbirine paralel olarak yerleştirilmesi sonrasında, kapak cildi tekrar yerine dikiliyor.

Bu alandaki teknolojinin sunduğu en son metot olan FUE ile “implanter” iğneleri kullanılarak kanal açılmaksızın elde edilen delikten yerleştirme işlemi tercih ediliyor. Çünkü, bu yöntemle kapak cildine ekilecek kirpikler, ters yönden girilerek yerleştirildiğinden daha hızlı bir iyileşme sağlanıyor, köklerde herhangi bir oynama olmuyor ve daha sık ekim yapılabiliyor.

Uygulama ortalama 1,5 saat sürüyor. Sıklaştırma için uygulamanın genellikle bir kez daha tekrarlanması yetiyor.

Kaynak : MİLLİYET PORTAL

Solaryum Melanoma Kanserine Neden Oluyor

Bronz bir tene sahip olma isteği insanları solaryum kullanmaya teşvik ediyor. Ancak solaryumun çok ciddi tehlikleri bulunuyor. Hürriyetin haberine göre sık sık solaryum kullanmak “Melanoma” yani deri hastalığına sebep oluyor.

Melanoma kanser çeşitleri içerisinde en sık görülen kanser çeşitidir ve görülme sıklığı git gide artmaktadır. Dermatalog Dr. Ayfer Aydın solaryum makinelerinin deri kanseri riskini artırdığını söyledi.

Solaryum Makineleri yapay Uv ışınları sağlayan makinelerdir. Uv ışınları cildimizdeki hücrelere zarar verir. Bronz olarak gördüğünüz ten aslında melanoasitlerin cildi güneşin yakıcı ışınlarından korumak için hücreleri sarması ve burada çoğalması şeklinde oluşur. Uv ışınları ciltte kararmaya neden olur, bunun yanısıra kalıcı cilt lekelerine sebep ve cilt sağlığının bozulmasına, ciltte erken yaşlanmaya ve kırışıklıklara sebep olur.

Minnesota’da yapılan bir araştırmaya göre;  2004′ten 2007′ye kadarki 1167 melanoma vakasının yüzde 63′ünün solaryum kullandığını ve solaryum kullananlar arasında melanomaya yakalanma riskinin de yüzde 74 olduğunu belirledi.

 

Alkol Kana Nasıl Karışır

Alkol kana nasıl karışır ve alkol kana nasıl etki eder.

1- Alkol yemek borusundan geçerken doğrudan kana karışmaya başlar.

2- Alkolün beşte biri mide çeperinde soğurulur.

3-Geri kalan alkol iki ya da 3 saat içinde bağırsaklarda soğurulur ve kan dolaşımı ile bütün vücuda yayılır.

Alkol Vücuda nasıl etki eder

Beyin: Tepkileri ağırlaştırır, duyuları bastırır, sinirleri uyuşturur, kendine güveni arttırır fakat düşünceyi ve denetimi zayıflatır.

Karaciğer : Alkolü 24 saatte ayrıştırmaya çalıştığı için karaciğere yüklenilmiş olur.

Kan dolaşımı: Damarları genişletir. Damarlar genişlediği için yüzde kızarma vücutta ateş hissi yaratır.

Soluma: Alkolün yüzde yirmiden biraz azı nefes, idrar ve ter yoluyla vücuttan atılır.

Mide: Alkol midede sindirim sularını harekete geçirir. Hazımsızlığa neden olabilir.

Deri: Terleme yolu ile az miktarda saf alkol dışarı atılır.

İdrar : Söktürücü etki yapar

 

 

 

Sırt Bakımı

Sırt Bakımı

Hangi yaşta olursa olsun sırt bakımı yapmak zorunludur. Özellikle yetişkinler arasındadüzenli sırt bakımı egzersiz ve sırtın önemine dikkat etmedikleri için sırt ağrısı çekenlerin sayısı hayli çoktur. Omurganın vücut için taşıdığı nem göz nüne alındığında, sırt bakımının önemi de göz önüne çıkar.
Omurga, içlerinden omur iliğinin geçtiği 33 omurdan oluşur. Buradan beyin, omur ilik ve vücudun diğer bölümleri arasında bir iletişim ağı oluşturan sinir çiftleri yayılır.
Omurga vücuda yaşamsal bir destek sağlar. Başın ve gövdenin ağırlığını taşır.
Sırt ağrıları genellikle belde, omurganın üzerinde ya da yanında ve yerden birşey almak için eğilmek gibi olağan bir hareket sorasında başlar. Bu nedenle sırt ağrısı çekmemek için Sırt bakımına özen göstermek ve omurgayı zorlayıcı hareketlerden kaçınmak çok önemlidir. Ayrıca kadınların gebelikte ve adet dönemlerinde omurgayı zorlayıcı hareketlerden kaçınmaları gereklidir.

Ağır şeyler nasıl kaldırılır ?
Ağır bir nesneyi yerden kaldırmak için eğilmek yanlıştır. Dizler bükülmeli ancak sırt düzgün duracak şekilde çömelmelidir. ayrıca kaldırılan eşyayı olabildiğince vücuda yakın tutarak kaldırmak gereklidir.

Günde 8 Saat Uyumak Gereklimi

Uykunun fizyolojik gerekliliği yaşa göre değişir. Yeni doğan bir bebekgünde 18-20 saat uyur. Küçük bir çocuk günde 12-14 saat uyur. Ergin bir kişinin günde uyuma süresi 7-9 saat arasında değişirken, yaşlılarda ise günde en az 5-6 saat uyku gereklidir. İnsan genç olduğu oranda uyku gereksinimi duyar. Ergin bir kişinin günde en az 5-6 saat uyuması gerekir. 7-9 saat uyku normalidir. Bazı durumlarda insanların 10 saat uyuması bile anormal sayılmaz.çünkü bu vücut için bir gereksinme olabilir.

Olağan bir gece uykusu 5 evreden geçmektedir. Rüya görmek tavşan uykusu denilen zamanda yaşanır. ve çoğu kez rüya görüldükten hemen sonra uyanılır. Ya da rüya sırasında. Uykunun ilk 1-2 saatlik döneminde vücut önemli bir büyüme hormonunu, ardından da kortizon hormonunu salgılar. Uzun zaman uykusuz kalma sonucu ortaya çıkan bitkinlik, sözü edilen hormonların eksikliğinden kaynaklanır. İncelemeler, uykularını alamadıklarından yakınan bazı insanların,normal bir insan kadar uyuduklarını göstermektedir. Bu insanlarderin ve uzun bir uyku düzenleri olmadığı için dinlenemezler. Sabahın erken saatlerinde yataktan kalkmak zorunda oldukları için uykunun rahatlatıcılığını yaşamazlar.

Yetersiz Uyku Sağlığı Nasıl Etkiler

Kuşkusuz bütün insanlar için dinlenecek bir zaman dilimi gereklidir. Uykusuzluk, fizyolojik ve psikolojik sorunları doğurur. Uykusuzluk ciddi hastalıkların göstergesi olarak ortaya çıkabilir. Yetersiz uykunun yol açtığı sorunlar arasında : yorgunluk, sinir bzukluğu, unutkanlık başta gelir. Uykusuzlukla mücadele için uyku ilacı almaktan kaçınılmalıdır. Çünkü bunların zararı geçici yararlarından daha fazladır.

Uykusuzluğun Nedenleri

Bazı insanlar uykuya dalmakta güçlük çekerler. Uykusuzluğun bu biçimi, genelellikle kolay çözülebilecek basit sorunlardan kaynaklanır. Odanısın aşırı sıcaklığı, evin görültüsü, yada sokağın gürültüsü,, gündelik sıkıntılar gibi… Kimi zaman üzerinde yoğun olarak düşünülen bir sorunda uykusuzluğun başlı başına nedeni olur. Bu tür uykusuzluklarda biraz çaba, uyku sorununçözmeye yardımcıdır. Uykusuzluğa yol açan neden geçici olabileceği gibi, kalıcı, kişisel bir sorun da olabilir. Sorunun kökten çözülmemesi insanın yaşam boyu sürecek uykusuzluk nöbetleri ile, karşı karşıya getirebilir. 

Kimileri ise uykularını alamadan sabahları erken saatlerde uyanmaktan yakınırlar. Rahatlıkla uyumalarına karşın, bir süre sonra dinlenemeden uyanıp tekrar uykuya dalamazlar. Bu durum ruhsal bir çöküntünün nedeni ise tedavi gerektirir. Yanlış rejim uygulamaları, nedeni psikolojik olan iştahsızlıklar, ya da kilo kayına neden olan çeşitli hastalıklar, yetersiz uykunun nedenleridir.  Kilo almak ise tam tersine uzun ve derin uykulara yol açar.

En sık görülen uykusuzluk şekli, aralıklı uykudur. Birçok insan uykusunun sık sık bölünmesinden şikayetçidir. Bölük-pörçük bir uykunun nedeni genellikle fizyolojik rahatsızlıktır. Prostat büyümesi, ağrılı romatizma, hamileliğin son dönemlerinde ortaya çıkan idrar kaçırma, eklem yangılanması gibi… Uyku bölünmesine neden olan rahatsızlığın ortadan kalması uyku düzenini geri getirir.

Sistit Nedir

Sistit nedir

Sistit idrar kesesi iltihabıdır. Genellikle “Escherichia Coli”, “Preteus”, stafilokok ve enterekoklar gibi mikroorganizmaların neden olduğu çok sık rastalanan bir hastalıktır.
İdrar kesesi normal olarak hastalıklara karşı dirençlidir; bununla birlikte bazı mikropların buraya yerleşmesini kolaştırıcı durumlar sonucunda sistit gelişebilir.
Mikropların siyek yolu ile aşağıdan yukarıya doğru çıkıp, idrar kesesi içinde yerleşmesi, gebelik, idrar kesesi taşı, prostat hipertrofisi gibi idrar akımını durduran  ya da yavaşlatan bir etkenin var olması ya da uzun süre idrar sondası kullanılması durumunda kolaşlaşır.
Mikroplar aşağıdan yukarıya doğru inerek böbrek ya da böbrek pelvisinden idrar kesesine ulaşır. Bu mekanizma özellikle böbrek vereminin ardından gelişen idrar kesesi vereminde önem kazanır.
Sistitin üç temel belirtisi vardır :
-İdrar yapma sıklığında artış (pollakiüri)
-İdrar yaparken ağrı ve yanma
-Karnın alt bölgesinde ağrı
Sistit genellikle idrar kesesi ile sınırlı kalır ve son derece çabuk iyileşir. Bununla birlikte bezen iltihap idrar borusuna, böbrek havuzuna ya da böbreğe yayılabilir.

İdrarda Kan Gelmesi

İdrarda Kan Çıkması (Hematuri)

Böbreklerdeki ve idrar yollarının herhangi bir bölgesindeki çeşitli patalojiksüreçlerden kaynaklanabilir: Böbreklerde taş, verem, tümor, akut glomerülonefrit, enfarktüs; idrar borusunda taşiltihap; siyekte taş, iltihap.

İdrarda görülen kan miktarı etkene göre değişir. Kan bazen idrarda canlı kırmızıdan soluk kırmızaya kadar varan renk değişikliklerine yol açar. Bazı olgularda ise kanama ancak mikroskopla incelenen idrar çökeltisinde al yuvarların görülmesiyle belirlenir. İdrarda gözle görülmeyecek kadar az miktarda kan kimyasal tepkimeler yardımıyla da açığa çıkabilir.>

İdrarda kanın gözle görülebilecek miktarlarda çıktığı olgularda kanamanın kaynağını belirlemek için “üç bardak testi” kullanılır. Hastanın idrarını üç bardağa çıkarması istenir. Kan yalnız ilk bardakta görülüyorsa, idrar kesesinde kanama vardır. ( İdrar kesesinde kanamanın olduğu durumlarda kese dibinde göllenmiş olan kan işemenin en sonunda dışarıya çıkar) Her üç bardakta da kan görülüyorsa kanama böbreklerde ya da idrar borusundadır. Bu durumda kan, oluşumundan başlayarak idrara karışır.

Merhaba dünya!

WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!